1- Andolsun incir ve
zeytine,
2- Andolsun sina dağına,
3- Andolsun bu güvenli
Mekke şehrine,
4- Biz insanı en güzel
bir şekilde yarattık,
5-Sonra onu
aşağıların en aşağısı
kıldık.
6- Yalnız inanan iyi
işler yapanlar hariç. Onlar için kesintisiz bir mükafat
vardır.
Yüce Allah'ın
insanoğlunu yaratırken daha başta onu en güzel
biçimde yaratmaya önem vermesinin sırrı bu ayetlerden
ortaya çıkmaktadır. Hiç kuşkusuz yüce Allah her
şeyi güzel yaratmıştır. Burada ve
Kur'an'ın başka yerlerinde en güzel yapıda, en güzel
biçimde ve en güzel şekilde yaratılmanın insana
özgü kılınması bu yaratığa daha fazla
önem verildiğini göstermek içindir.
Bu yaratığın
zayıf olmasına, fıtratın gösterdiği
doğru yoldan sapmasına ve bozgunculuk çıkarmasına
rağmen yüce Allah'ın yine de onun durumuna önem
vermesi, bu yaratığın Allah katında ayrı
bir yeri ve bu varlık aleminin düzeninde ayrı bir
ağırlığı olduğuna işaret eder.
Yüce Allah'ın insana verdiği bu ayrı önem onun
yaratılmasında, kendisini böylesine üstün bir
biçimde ister son derece girift ve hassas vücut yapısı
bakımından olsun isterse eşsiz aklı
yapısı bakımından olsun isterse akıllara
durgunluk veren ruhsal yapısı bakımından olsun,
insanı kurup düzenlemesinde ortaya çıkmaktadır.
Burada insanın
ruhsal özelliklerine ağırlık verilmektedir. insan
fıtratın doğru yolundan ayrılınca ve
fıtrata paralel olan iman yolundan sapınca
aşağıların aşağısına
baş aşağı düşen, bu "ruhsal
özellikleri" dir. Çünkü gayet açıkça bellidir
ki insanın bedensel yapısı
aşağıların aşağısına düşmez.
İnsanın
yapısındaki üstünlük İşte bu ruhsal
özelliklerden ortaya çıkmaktadır. İnsan
meleklerin ulaştıkları yerlerin çok daha yükseğine
erişebilecek yetenekte yaratılmıştır.
Nitekim mirac olayı bunun delilidir. Orada Cebrail bir
noktaya gelince durmuş, (bir insan olan Abdullah oğlu
Muhammed) daha yüce makama yükselmiştir.
Öte yandan insanoğlu,
doğru yoldan çıkınca hiçbir yaratığın
inemiyeceği çukurlara yuvarlanmaya da yatkındır. "Sonra
onu aşağıların en aşağısı
kıldık.." Çünkü bu durumda hayvanlar
insandan daha üstündürler ve izledikleri yol daha doğrudur.
Çünkü hayvanlar fıtratlarının doğrultusunda
hareket ederler, Rabblerini "tesbih etme" içgüdüsünden
ayrılmamışlardır, yeryüzünde görevlerini doğru
yol üzere yaparlar. Oysa en güzel bir biçimde yaratılan
insanoğludur. Ama Rabbini inkar etmektedir, heveslerine
uyarak hayvanların bile düşemiyeceği alçaklığa
düşmektedir, yuvarlanmaktadır.
"Biz insanı en
güzel şekilde yarattık."
Biz insanoğlunu
fıtrat ve yetenek açısından en güzel bir biçimde
yarattık... Sonra, insanoğlu, bu fıtratı ile,
yüce Allah'ın kendisine gösterdiği, açıkladığı
ve iki yoldan birisini seçsin diye özgür bıraktığı
çizgiden sapınca, biz de "Onu
aşağıların en aşağısı
kıldık."
"Yalnız inanan
iyi işler yapanlar hariç."
Çünkü fıtratın
doğrultusunda kalanlar, fıtratı imanla ve iyi
işler yapmakla zirveye çıkarıp mükemmel hale
getirenler ve bu fıtratla kendisi için planlanan zirveye
yükselenler ve sonunda mükemmellik yurdunda mükemmel bir hayata
bu fıtratla ulaşanlar İşte onlardır. "Onlar
için kesintisiz bir mükafat vardır." Sürekli ve
arkası hiç kesilmeyen bir mükafat vardır.
Fıtratları ile
doğru yoldan ayrılıp aşağıların
en aşağısına düşüp de onunla dibe
yuvarlananlar ve sonunda da en dibte duranlar orada
cehennemdedirler. Orada insanlıklarını ayaklar
altına almıştır. Kendileri ise cehennemin
dibinde çırpınıp durmaktadırlar.
Bu ve o,
başlangıç noktasının doğal iki
sonucudurlar... Ya sağlam fıtrat yolunu tutmak ve bu
fıtratı iman ile iki olgunluğa erdirmek ve iyi amel
ile yüceltmek... Ki bu yol sonunda nimet yurdu olan ölümsüz
hayata zirvesine ve en olgun noktasına ulaşır.
Ya da sağlam ve
doğru fıtrattan sapmak, başaşağı düşmek
ve ilahi soluktan ayrılmaktır... Ki bu yolda sonunda
cehennem hayatındaki fıtrat için kararlaştırılmış
dibe ulaşır...
Böylece insan hayatında
imanın değeri ortaya çıkmaktadır. İman
öyle bir zirve ki, doğru ve sağlam fıtrat orada
olgunluğunun son noktasına ulaşmaktadır. iman,
fıtratla yaratıcısı arasına
uzatılmış bir iptir. İman, sonsuzluğa
ermişlerin ve şerefli insanların hayatlarına yükselen
yokuşta, fıtrata adımlarını
atacağı yerleri gösteren bir
ışıktır.
Bu ip koptuğunda, bu
ışık söndüğünde, kesin sonuç aşağıların
aşağısına inen bayırda yüz üstü
yuvarlanmak ve insan denen varlıkta çamur özelliği
harekete geçtiği zaman ahirette cehenneme atılarak tüm
insanlığın çiğnenmesi sonucudur. İnsan
bir de ne görsün taşlarla birlikte ateşin yakın
oluvermiştir.
Bu gerçeğin
ışığı altında yüce Allah insana
sesleniyor:
7- Ey insan! Öyleyken
sana dini yalan saydırtan nedir?
8- Allah hükmedenlerin
en güzel hükmedeni değil midir?
Bu gerçekten sonra, sana
hesaba çekilmeyi ve cezayı yalan saydırtan nedir?
İnsan hayatında imanın değerini
kavradıktan sonra, inanmayanlàrın ve bu nur ile
doğru yolu bulmayanların ve yüce Allah'ın kopmaz
ipine sarılmayanların acı akıbetleri belli
olduktan sonra, sana hesaba çekilmeyi ve cezayı yalan
saydırtan nedir? "Allah
hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil midir?"
Yaratıklar
hakkında böyle hüküm verdiğinde yüce Allah adil
davrananların en adili değil midir? İnananlara ve
inanmayanlara verdiği hükmünde yüce Allah'ın hikmeti
son derecesine ulaşmış değil midir?
Allah'ın hükmünde adalet apaçıktır. Hikmet
besbellidir... Bundan dolayı, Hz. Ebu Hüreyre'den nakledilen
merfu bir hadiste şunlar yer almaktadır: "Biriniz
Tin suresini okuduğu zaman sonundaki (Allah hükmedenlerin en
güzel hükmedeni değil midir?) ayetine gelince "Evet
ben de buna şahitlerdenim" desin."