Müşriklerin durumunu sergileyen sahnenin ve ortak
koşulanların, ortak koşanları yalanlayıp,
sapık olan kullarının tüm iddialarından
kendilerini temize çıkararak Allah'a teslim
oluşlarını tasvir eden korkunç manzaranın gölgesinde
surenin akışı her ümmetten bir şahidin seçildiği
kıyamet gününde Peygamberimizin Kureyş müşrikleriyle
herkesin huzurunda nasıl bir hesaplaşması
olacağı açık bir şekilde ortaya konuyor. Böyléce
bu dokunuş tam zamanında ve yerli yerinde ortaya
konmuş oluyor:
"Seni onların aleyhine şahit tutarız."
Daha sonra Peygamberimize gönderilen kitaptan söz ediliyor:
Onun ötesinde delil getirenin hiçbir delili yoktur. Onun dışında
bahane gösterenin bahanesi de yoktur.
"Bir doğru yol kılavuzu, bir rahmet
kaynağı ve müslümanlara yönelik bir müjde olarak
indirdik."
Doğruluk ve rahmeti isteyen bir kimse, bu korkunç gün
gelmeden önce teslim ve müslüman olmalıdır. Çünkü
o günde inkâr edenlere izin verilmeyecek ve özürleri de
dinlenmeyecektir.
Böylece Kur'an-ı Kerim'de yeralan kıyamet sahneleri
konu içindeki bir amaca yönelik olarak bu anlatımın
havasına ve ortaya konuş biçimine uygun bir
şekilde yeralırlar.
Önceki ders şu ayetle sona ermişti:
"Sana bu kitabı her şeyi açıklayan bir
belge, bir doğru yol kılavuzu, bir rahmet
kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak
indirdik."
Önümüzdeki bu bölümde ise, bu kitapta yeralan rahmet, doğru
yola iletme, müjdeleme ve açıklama gibi konulara yer
verilmektedir. Bu bağlamda adalet, iyilik, akrabaya
yardımda bulunma, fuhuş, kötülük ve azgınlığı
engelleme, ayrıca söz verildiğinde sözünde durulması
pekiştirildikten sonra yeminleri bozmanın
yasaklanışı... gibi konular ele
alınmaktadır. Bütün bunlar aynı zamanda bu
kitabın öngördüğü yaşam tarzının ana
ilkeleridir.
Yine bu bölümde antlaşmayı bozmanın, yeminleri
aldatma ve saptırma aracı yapmanın kesin
cezası -ki bunun cezası büyük bir azaptır- açıklandığı
gibi sabredip, yaptıkları ile en güzel şekilde
ödüllendirilen mü'minlerin müjdelenmesi de yeralmaktadır.
Ardından Allah'ın kitabı olan Kur'an'ı
okumanın adabına değinilmektedir. Bu adaba göre
önce kişi şeytanın gölgesini Kur'an-ı
Kerim'in okunduğu meclisten kovması için "kovulmuş
olan şeytandan Allah'a sığınırım"
demelidir. Bu bağlamda müşriklerin Kur'an'a
ilişkin bazı görüşleri de ele
alınmaktadır. Çünkü onların bazıları
Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- Allah'a iftira
atmakla suçlarken bir kesimi de: Ona bu Kur'an'ı öğreten
yabancı bir köledir! diyorlardı.
Dersin sonunda, iman ettikten sonra küfre dönüş
yapanların cezası açıklanmakta, kalbi iman ile
dolu olduğu halde küfre zorlananların durumları,
dinleri hususunda işkenceye uğrayıp sonra da hicret
eden, sabreden ve cihad edenlerin mükafatları
belirtilmektedir... Bütün bunlar birer açıklamadır. Müslümanlar
için doğru yol kılavuzu, rahmet ve müjdedir.